site
stats
Home / Kombi / Doğalgaz Zehirlenmesi Durumunda Neler Yapılmalıdır ?

Doğalgaz Zehirlenmesi Durumunda Neler Yapılmalıdır ?

Doğal Gaz hem ısınma hem gıda pişirme hem de banyoda kombi ve şofben’in görevini alarak birden fazla fonksiyonda çalışmaktadır. Doğalgaz başta Metan ve Etan olmak üzere çeşitli hidrokarbonlardan oluşan yanıcı bir gazdır. Renksizdir ve kokusuzdur. Çevreci bir enerji kaynağı olarak bilinmektedir.

‘Peki Doğal Gaz’ın zararları var mıdır ?’ diye soracak olursak önlem alınmadığı takdirde çok tehlikeli bir enerji kaynağıdır, diyebilirim. Çünkü en başta Doğal Gaz kokusuzdur yani bir yerden Doğal Gaz sızdığı zaman büyük olasılıkla algılayamazsınız ve patlama olduğu zaman çok büyük can ve mal kayıplarına yol açabilir. Bunu önlemek için alarm taktırmalı, kombinin yıllık bakımını yaptırmalı, şüphelendiğimiz zaman hemen vanayı kapatıp yetkili kişileri çağırmalıyız.

‘Peki Doğal Gaz zehirlenmesi durumunda ne yapılmalıdır ?’ diye soracak olursak yazı dizimizi baştan aşağıya okumanızı tavsiye ederim.

Karbon Monoksit Zehirlenmeleri:

Karbon monoksit (CO); renksiz, tatsız, kokusuz, tahriş edici özelliği olmayan bir gazdır. Havadan hafif olduğundan genellikle odaların üst (tavan) kısmında toplanır. Yanıcı bir gazdır. Havadaki oranı % 12-75 olduğunda patlayabilir. Karbon monoksit organik yakıtların tam yanmaması ile ortaya çıkar. Eğer ortamda yanmayı sağlayacak oksijen yoksa, üretimi daha fazla artar.
Önem sırasına göre karbon monoksit kaynakları şunlardır:
– Otomobil ekzos gazları
– Sobalardan sızan gazlar
– Doğalgaz / LPG’li şofben ve kombilerden sızmalar
– Sigara dumanı
– Bacasız ısıtıcılar (Gazlı Japon sobaları, LPG tüplü ısıtıcılar).
Karbon monoksit solunduğu zaman zehirlidir. Gazın renksiz ve kokusuz olması duyu organlarıyla fark edilmesini olanaksız kılmaktadır. Kaza sonucu veya intihar amaçlı zehirlenmeye neden olur.
Zehirlenme olgularının yaklaşık %63′ü soba, %30′u şofben, %7′si doğalgaz nedeniyle olur.
Kanda kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) içinde hemoglobin denilen bir protein bulunur. Hemoglobin dokulara oksijen taşır. Hemoglobinin karbon monokside ilgisi, oksijene olan ilgisinden 200-300 kat fazladır. Bu yüzden karbon monoksit varlığında, hemoglobine, oksijen yerine karbon monoksit bağlanır ve karboksihemoglobin bileşiği meydana gelir. Beyin, kalp ve diğer yaşamsal organlara oksijen taşınamaz. Karbonmonoksit zehirlenmesi yanmanın olduğu her ortamda meydana gelebilir. Özellikle de yanma işleminin hızla geliştiği ya da yetersiz oksijen bulunan ortamda yanma olduğu takdirde karbonmonoksit meydana gelme olasılığı artar. Demir çelik endüstrileri, dökümhaneler karbonmonoksit zehirlenmesi bakımından riskli olan başlıca işlerdir.

Belirti ve bulgular:

Karbon monoksit zehirlenmesine bağlı şikayetler çok çeşitlidir.
Hastanın şikayet ve bulguları, karboksihemoglobin düzeyi ile kabaca ilişkilidir. Karboksihemoglobin düzeyi kadar, hastanın önceden sahip olduğu hastalıklar da önemlidir. Yaşlılar, gebeler, çocuklar, kansızlık, kalp ve akciğer hastalığı olanlar özellikle risk altındadır. Bu grup hastalarda daha düşük karboksihemoglobin düzeylerinde bile ciddi sorunlar görülebilir. Normalde kanda %0.5-3 oranında karboksihemoglobin bulunur. Sigara içenlerde bu oran %12′ye kadar çıkar, zehirlenme riski artar.
Hafif zehirlenmelerde uyku hali, yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı gibi şikayetler görülür. Daha ağır zehirlenmelerde baş ağrısı şiddetlenir. Muhakeme bozukluğu, görme bozukluğu, hızlı nabız, hızlı solunum, kan basıncı düşmesi, nöbetler ve bayılma ortaya çıkabilir. Son aşamada solunum yetmezliği ve hızla gelişen ölümcül koma hali görülür.
Düşük yoğunlukta defalarca maruz kalınmışsa (kronik zehirlenme) baş ağrısı, karın ağrısı, göğüs ağrısı, ishal, çarpıntı, güçsüzlük, uyuşukluk, düşünme güçlüğü ve görme bozukluğu şikayetleri oluşabilir. Karbon monoksit zehirlenmelerinde klasik olarak tanımlanan deride vişne kırmızısı renk değişikliği seyrek görülür.

Tanı:

Risk altındaki meslek gruplarında çalışanlarda (kazan dairesinde, ambarlarda, petrol rafinelerinde, kağıt ve çelik üretiminde çalışanlarda, paralı geçiş yollarındaki köprü ve turnike görevlilerinde, taksi şoförleri, polis memurları, madenciler, itfaiyeciler ve kaynakçılarda) ve duman soluma öyküsü olanlarda özellikle kış aylarında nezle benzeri şikayetler varsa, karbon monoksit zehirlenmesinden şüphelenilmelidir.
Bakılan karboksihemoglobin düzeyi; hastanın belirti ve bulguları, yaşı, mevcut hastalıkları, maruz kalma sonrası geçen zaman ve solunan oksijen miktarı hesaba katılarak değerlendirilmelidir. Göğüs ağrısı olanlarda EKG (elektrokardiyografi) ve kar-diyak enzim (kalp kası yıkılması sonucunda kana karışan maddeler) bakılması, özellikle duman soluyanlar için akciğer grafisi çekilmesi gerekebilir. Bazen de ayırıcı tanı (diğer hastalıklardan ayırabilmek) için, bilgisayarları tomografi ve manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır.

Ayırıcı tanı:

Migren ve tümör gibi baş ağrısı yapan nedenler, felç, bilinç durumunda değişiklik yapan organik ve psikiyatrik hastalıklar, besin zehirlenmeleri, alkol zehirlenmesi, enfeksiyonlar, kalp ve akciğer hastalıkları gibi çok çeşitli hastalıklarla karışabilir.

Tedavi:

Kurtarıcı; önce kendi güvenliğini sağlayarak, zehirlendiği düşünülen kişiyi hemen ortamdan uzaklaştırıp, temiz havaya çıkarmalıdır.
112 Acil Ambulans Servisi aranmalıdır.
Solunumu olmayan nabzı alınamayan hastalarda temel yaşam desteği başlatılmalıdır. Dokulardaki oksijensizliği gidermek ve kandaki karbon monoksidi temizlemek için bütün hastalara %100 oksijen verilmelidir.
Oksijen burundan kanülle, maske ile veya gerekli durumlarda, soluk borusuna bir tüp yerleştirilerek, bu tüp içinden akciğerlere verilebilir. Bayılma, nöbet gibi nörolojik bulguları olan, koma gelişen, kalp krizi geçiren, karboksihemoglobin düzeyi çok yüksek olan hastalara ve karboksihemoglobin düzeyi %15 üzerinde olan hamilelere hiperbarik oksijen (yüksek basınçlı oksijen) verilir.
Hiperbarik oksijen tedavisi; bir basınç odasında, içinde bulunduğumuz atmosferik basıncın 2-3 katı bir basınç altında, direkt, maske ya da tüp ile, hastaya aralıklı olarak %100 oksijen solutulmasıdır. Genellikle 45 dakika sürer, gerektiğinde tekrarlanabilir.
Son yapılan araştırmalar, sadece %100 oksijen solutulmasının da yeterli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, basınçlı oksijen verme olanağının olmadığı yerlerde, sadece yüksek konsantrasyonlarda oksijen vermek bile hastayı kurtarabilir.

Seyir:

Hastanın yaşına, önceki hastalıklarına, karbon monoksite maruz kalma süresine ve miktarına, karboksihemoglobin düzeylerine bağlı olarak tamamen iyileşme görülebildiği gibi, solunum yetmezliği ve ölümle de sonuçlanabilir. Bazı hastalarda iyileşme sonrasında uyku, bellek bozuklukları, konuşma bozukluğu, kalp kasında hasar görülebilir.

Lütfen Oylayın

Bir Göz Atın

Doğalgaz Faturalarında Taksitlendirme

Kış aylarının korkulu rüyası haline gelen doğalgaz faturaları artık sizi korkutmasın.  İGDAŞ’tan yapılan açıklamaya göre …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir